İçeriğe geç
Edirne Cephe
Psikoloji

İşten Çıkarıldıktan Sonra Toparlanmak

Sarsıntı yalnızca gelir kaybından gelmez; günün düzeni ve kimlik duygusu da aynı anda boşluğa düşer. Toparlanmayı hızlı değil düzenli hareket etmek sağlar.

Bora Yalçınkaya 4 dk okuma

Facebook X WhatsApp

İşten çıkarılmak, çoğu insanın hayatında yaşadığı en sarsıcı deneyimlerden biri. Sarsıcılığı yalnızca gelir kaybından gelmiyor. Bir anda günün düzeni, sosyal çevre, kimlik duygusu ve gelecek planı aynı anda boşluğa düşüyor. Bu yüzden ilk günlerde hissedilen dağınıklık abartılı değil, son derece anlaşılır bir tepki.

İlk günlerde ne yapmalı, ne yapmamalı

İlk tepki genellikle iki uçtan birine savrulmak olur. Bazı insanlar aynı gün özgeçmişini güncelleyip yüzlerce başvuru yapar; bazıları ise haftalarca hiçbir şeye dokunamaz. İkisi de anlaşılır ama ikisi de verimli değildir. Panikle yapılan başvurular genellikle özensizdir ve reddedildiğinde ikinci bir darbe oluşturur. Tümüyle durmak ise günlerin şeklini büsbütün kaybettirir.

Daha sağlıklı olan, kısa ve tanımlı bir ara vermektir. Birkaç gün ya da bir hafta. Bu süre boyunca iş aranmaz, sadece toparlanılır. Süre baştan belirlendiğinde, dinlenme sürüklenmeye dönüşmez.

Günün iskeletini korumak

İşsiz kalan insanların en çok zorlandığı şey genellikle boş zaman değil, biçimsiz zamandır. Uyanma saatinin kayması, günün belirsizleşmesi ve akşamın nasıl geçtiğinin hatırlanmaması hızla moral bozukluğuna dönüşür. Bu yüzden ilk kurulması gereken şey iş değil, düzendir.

Basit bir iskelet yeterlidir: sabit bir uyanma saati, günün ilk yarısında yapılacak tanımlı bir iş, gün içinde evden çıkılan en az bir zaman dilimi. Bu üçü, sadece hissedilen kontrolü değil, iş arama sürecinin niteliğini de belirgin biçimde iyileştirir.

Anlatıyı yeniden kurmak

İşten çıkarılmanın en zorlayıcı tarafı, kişinin bunu kendi değeriyle ilgili bir yargıya dönüştürmesidir. Oysa çıkarma kararlarının büyük bölümü performansla değil, yapısal nedenlerle ilgilidir: küçülme, bölüm kapanması, bütçe daralması, yön değişikliği. Bu ayrımı yapmak, kişisel bir başarısızlık hikâyesine gömülmeyi engeller.

Bu ayrım aynı zamanda pratik bir gereklilik. Görüşmelerde bu dönemi anlatmak zorunda kalınacaktır. Savunmacı ya da kırgın bir anlatım her zaman fark edilir. Sakin, kısa ve olgusal bir açıklama en iyi işleyenidir: ne olduğu, neden olduğu ve o dönemde ne yapıldığı. Uzun gerekçeler ve suçlamalar, konuyu olduğundan büyük gösterir.

Ağı yeniden canlandırmak

İş arayışının büyük kısmı ilan sitelerinde değil, insanlar aracılığıyla yürür. Ama bu dönemde birçok kişi tam da utandığı için çevresinden uzaklaşır. Oysa eski meslektaşlara ulaşmanın en doğal zamanı budur ve bunun için iş istemek gerekmez.

Çok daha rahat işleyen yaklaşım, doğrudan iş talebi yerine bilgi almaktır. Sektörde ne oluyor, hangi alanlar hareketli, hangi becerilere ihtiyaç var. Bu tür sohbetler karşı tarafı zorlamaz ve zamanla fırsatlara dönüşür. Ayrıca kişiye, alanla bağının kopmadığı hissini verir.

Boşluğu bir şeyle doldurmak

Arayış aylara yayıldığında en yıpratıcı şey, hiçbir şey üretmiyor olma hissidir. Bu dönemde küçük ama gerçek bir uğraş edinmek, moralden çok daha fazlasını sağlar. Bir eğitim tamamlamak, gönüllü bir işte çalışmak, kendi alanında küçük bir proje yürütmek. Bunlar hem günü doldurur hem görüşmelerde anlatılacak somut bir içerik yaratır.

Ayrıca maddi tarafı erken planlamak, kaygıyı belirgin biçimde azaltır. Gelir olmadan kaç ay idare edilebileceğini bilmek, belirsizliğin en ürkütücü kısmını ortadan kaldırır. Rakam kötü çıksa bile bilinen bir kötü, bilinmeyen bir korkudan daha yönetilebilirdir.

Bu dönemde aileyle kurulan iletişim de dikkat ister. Bazı insanlar durumu evde uzun süre saklar; her sabah çıkıp bir yerlerde vakit geçirir. Bu, kısa vadede utancı erteler ama yalnızlığı katlar. Durumu sakin biçimde paylaşmak, hem yükü bölüştürür hem ev içindeki harcama kararlarının birlikte alınmasını sağlar. Çocuklara ise yaşlarına uygun, kaygı yaymayan kısa bir açıklama yeterlidir; belirsizlik onları gerçeğin kendisinden daha fazla tedirgin eder.

Başvuruların takibi de sürecin sinir bozucu tarafını yumuşatır. Nereye, ne zaman, hangi ilanla başvurulduğunu tutan basit bir liste, hem tekrarları önler hem geriye bakıldığında somut bir çaba görüntüsü verir. Cevapsız kalan başvuruların çokluğu bu listede görüldüğünde, mesele kişiselleşmekten çıkar ve bir olasılık işine dönüşür.

İşten çıkarılmak bir kimlik değil, bir dönemdir. Çoğu insan yıllar sonra bu döneme baktığında, o sırada dayanılmaz görünen belirsizliğin aslında bir yön değişikliğinin başlangıcı olduğunu görür. O geçişi kolaylaştıran şey ise hızlı hareket etmek değil, düzenli hareket etmektir.